Yapılan araştırmalarda hem çalışan ve hem de işveren çalışma hayatımızda iş sağlığı ve güvenliğinin (İSG) pek önemini anlaşılmadığı görülmektedir. Bunun bir kaza ile sonuçlanması ile beraber önem kazandığı diğer durumlarda ise sadece bir kırtasiye olarak görülmeye devam ettiği düşünülmektedir.

Hâlbuki Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) kayıtlarına göre, dünya da her 15 saniyede bir işçi işle ilgili kazada veya hastalıktan ölüyor. Her 15 saniyede tam 153 işçi iş kazası yapmaktadır. İş yerlerinde yılda 317 milyon kaza meydana gelmektedir. Yılda 2.3 milyon insan kazadan ölüyor.  İşyerinde önemsenmeyen iş güvenliği ve sağlığı uygulamaları insani maliyetlerinin çok büyük olduğu görülmektedir. Bunun yanında ekonomik olarak da küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 4’ünü oluşturduğu tahmin edilmektedir.

Çalışma alanlarında “iyi iş, güvenli olan işdir” mantığı ile yola çıkılmalıdır. İSG uzmanlarının da burada payları çok olduğu düşünmeliyiz. Yapılan eğitim ve denetimlerde eksiklerin hızlı bir şekilde işverene düştüğü gibi takibini hem işçi hem de İSG uzmanı yapmalıdır. İşçi eğitimden kaçıyorsa, işveren zaman kaybı olarak görüyorsa iş kazaları kaçınılmaz olmaktadır. Bunların faturaları önce işçi, işveren ve İSG uzmanına yansıdığı gibi ekonomik boyutları ölçmekte zorlanıyoruz.

İşçi öncelikle verilen eğitimleri uygulamalıdır ki hem işveren hem de yapılan eğitim sonucunda huzurlu olan İSG uzmanı rahat olsun. Aynı zaman da ülke ekonomi kaybı ve zaman kaybı olmamış olsun.

Ülkemizde işyerinin iş güvenliği tamamlamazken Kaliforniya da tarım işçilerinin sıcaktan daha az etkilenme için yasal onay verildi. Çalışma bakanlığı konu üzerinde yoğun çalışmalar yapmasına rağmen istenilen seviyelere gelinemedi. Bunun iki boyutu vardır. Verici olduğu halde alıcı eğer bilgiyi almak istemiyorsa yapılan çalışmalar havada kalıyor. Oysa çalışanların yasal haklarının bilmesi için eğitilmesi gerekir. Ülkemizde İSG konusunda yeterli bilgi sahibi olmayan işyeri sahipleri de olduğu kesin bir bilgidir.

Faydalı bulduysan paylaş;